• Reklam
İlhami IŞIK

İlhami IŞIK

Öcalan'ın mektubu ve bir 'akıl tutulması'

Bazen hayret edersiniz. Ya da mümkün değil dersiniz.İşte onun gibi bir şey

Seçime 4 gün kala yani 19 haziran akşamı öyle bir şey oldu ki, olmaz, olamaz dedim

Bu doğru değil dedim. Ancak bir akıl tutulması böyle bir girişimi organize edebilir diye düşündüm.

Düşünebiliyor musunuz? Seçime 4 gün var ve herkes tavrını deklere etmiş. Herkes kitlesini harekete geçirmiş. Kimin hangi adayı destekleyeceğine dair yüzlerce açıklama yapılmış…

Ama ortaya bir akıl çıkıyor, sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki seçim tarihi dahi belli olmamış gibi veya taraflar birbirleriyle ittifaklar konusunda yeni görüşmeye başlıyacaklarmış gibi, ya da 2 aydır Öcalan’la hiç görüşülmemiş ve ilk görüşme sanki seçime 4 gün kala yapılmış gibi, daha doğru bir ifade ile HDP ve PKK seçim ile alakalı tavirlarını ancak Öcalan ile görüştüklerinde açıklayacaklarmış gibi…

Nereden bakarsanız bakın, elle tutulur izahı olmayan bir görüşme ve açıklanan bir mektup…

Siz 2 Mayıs’ta İmralı’da yapılan görüşmenin seçimlerle alakalı olmadığını açıklayacaksınız. Ve gerçekten de 2 ay içerisinde gerçekleşen bütün görüşmelerde seçimle alakalı bir kelime geçmiyecek, ve sizin seçimi kaybetme ihtimaliniz belirince , özelikle de KONDA araştırmasının açıkladığı yüzde 9 gibi bir farkı görünce apar topar bir akademisyeni  İmralı’ya gönderiyor ve seçimlere müdahale olarak okunan bir görüşmeyi gercekleştiriyorsunuz.

Bu ciddiyetten yoksun hamlenin hiçbir sonuç vermeyeceğini okumaktan aciz olacaksınız. Ne diyeyim?

20 yıldır açık veya kapalı görüşmeler yaptığınız PKK’yi tanımadığınıza inanmak istemiyorum.

Bırakın PKK’yi HDP’nin herşeyi ile taraf olduğu bir seçim sürecinde bir gecede 180 derece karar değiştirebileceğini nasıl analiz ettiniz?

Siz HDP’ye dükanı kapatın diyorsunuz. Onlar da tamam efendim mi diyeceklerdi? Böyle mi düşündünüz?

Gerçekten merak ediyorum. Bu akıl tutulması hamlesini hangi ruh hali ile aldınız? Ve bu hamleyi yaparken bunun başarılı olacağına gerçekten inandınız mı?

Şimdi daha iyi anlıyorum. Neden sorunlara sahici çözümler üretemediğimizi. Şimdi anlıyorum; üstenci bakış açısının ne kadar da her yeri sardığını…

Şimdi anlıyorum; kendiniz dışında kimin ne düşündüğünün sizin için bir öneminin olmadığını.

Yoksa böylesine ters tepecek ve size hiçbir fayda sağlamayacak bu adımı atmanızın başka da bir izahı yok.

Gerçeklikten kopmak böyle akıl tutulmalarına neden oluyor.

Korkum odur ki tüm sorunlara bu bakış açısıyla bakmanızdır. Öyle ise Suriye ile ilgili yeni durumu nasıl çözüme kavuşturacağız? Ya da şiddeti bu topraklar da nasıl sonlandıracağız?

Umutlu olmak istiyorum…

Tünelin ucunda ki ışığın büyümesini istiyorum

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar