Gezi Parkı Akil İnsanları Unutturdu

Nihat GÖKSU
ABONE OL

       Öncelikle başta bizi takip eden okuyucularımızdan, siz değerli hemşerilerimizden, çok değerli yazar arkadaşlarımdan ve bu konuda çok hassas olan sevgili site editörümüz Mahmut Bey’den  gecikmiş yazılarım için özür diliyorum. 
      Gezi parkı olaylarından önce gün yok ki; televizyonlarda, gazetelerde ve radyolarda akil adamlarla ilgili manşet olmasın.  Açıkçası çok kez hayıflandım, hayıflandım çünkü; meslek olarak sözüm ona Türkiye’nin en prestijli mesleklerinden biri olan Mali Müşavirlik mesleğini yapıyoruz. Güya Türkiye’de ekonomiyi sayıları seksen bin olan Mali Müşavirlerle, yaklaşık dört bin Yeminli Mali Müşavir yönlendiriyormuş. Birde gittiğimiz firmalarda gördüğümüz itibar, eğer bir şeye bu böyle olacak diyorsak o firma çalışanı ve sahibinin tarafından kabul görmüş olması bizim hem zeki hem de şımarmamızdan daha doğal ne olabilir. İkamet ettiğim yerde öğretmenlerin, mühendislerin, doktorların, avukatların hatta tiyatrocunun oturduğu bir sitede  her şeyin bana danışılması, en uzlaşmaz noktalarda benim müdahale etmem,  ben söylediysem  o şeyin kabul gördüğünü gören kapıcıların çocuklarının okul durumlarından tutunda, emekli olunca yapacakları işlere kadar bana sormalarından hali ile bende sitenin akil adamıyım. Yani anlayacağınız bende sitenin akıllı adamı sayılırım. En azından akil adam listesini açıklayana kadar öyle sanırdım. Ancak sayın başbakan akil adam listesini açıklayınca hemen bilgisayara girdim 63 akil adamın biyografilerine baktım. Akil adam olmanın ölçüleri nelerdir? Sayın başbakan neyi ölçü alarak akil adam listesini hazırlamış? Akil adam olmak için hangi okulu bitirmek lazım? Hangi meslek grubu daha akıllıdır? Yarın bir gün bize çocukların hangi okulda okuması  gerektiğini  sorduklarında bilgi verelim. Tanıdıklarımı direk geçtim, tanımadıklarıma baktım büyük çoğunluğu hukukçu, mühendis, İlahiyatçı, yazar, birkaç sanatçı, bir doktor, bir işçi…
     Mali Müşavirlik staj başlatma sınavına gittiğimiz dershanede içimizde üç tanede hukukçu vardı. Niye avukatlık değil de Mali Müşavir dediğimizde hem itibar olarak hem de kazanç olarak Mali Müşavirliğin avukatlığın çok üstün de olduğunu söylemişlerdi. O dönemde dershanedeki 27 kişiden 9  kişi sınavı kazanmıştık. O hukukçu arkadaşlardan hiç biri kazanamamıştı. Sonraki dönemlerde Mali Müşavir arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde hep avukatlardan daha prestijli olduğumuzu söyleyip durduk. Çok sonra gördük ki; yıllarca kendimizi kandırmışız. Daha doğrusu çevremizdekiler bizi kandırmış...  Eeeeeee bizimde hoşumuza gitmedi değil tabi. Onlarda gönlümüzü, ruhumuzu okşadıkça bizde şımardık ama gördük ki, o sınavı geçemeyen avukatlardan en az onlarcası akil adam listesine girerken, listeye giren  tek bir Mali müşavir yoktur. 

     Son günlerde çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olan Türkiye’nin her zamankinden çok akıllı, aklı selim, sağ duyulu, barışçıl insanlara ihtiyacı olduğu bu dönemde ne yazık ki akıllı adamlar ortada yok.  Ancak kimisine göre ağaç, kimisine göre özgürlük, kimisine göre başbakanın aşırı müdahaleci oluşu, tek adam yönetme anlayışı, kimisine göre içki yasağı, kimisine göre köprü,  sebep her ne olursa olsun hepimizin ihtiyacı olan duyarlığı göstermesi gerektiği bir süreci yaşıyoruz.


Ancak  İstanbul’ un simgesi haline gelen, kadim semtlerinden biri olan Taksim’de birçoğu için kirlenmemiş anıların hatırası vardır. Ya da aşkların, sevdaların belki de bir çoğu için ilk buluşma yeridir Taksim. Her ne kadar yükselen güneşin sıcaklığı insanın genzini yakan kokular yayılıyor olsa da, hiçbir İstanbullu gezi parkı ile arasında  duygusal bir barikat, matemle sıvanmış bir duvar, acı ile yoğrulmuş bir uzaklık istemez. Çirkin binaların işgal ettiği bu şehir her ne kadarda güneşin batışını izlememize engel olsa da çirkinliğine, kabalığına, kirliliğine rağmen Taksimi seviyoruz.